Bir gün, yani ne zaman olacağı belli olmayan bir günde, bir arkadaşınız, dostunuz, akrabanız, sevgiliniz, eşiniz veya herhangi biri size beklemediğiniz bir anda, bir hediye verdiğinde şaşırırsınız herhalde. Bilmiyorum. Ben şaşırırım doğrusu. Bunun yanında hoşuma da gider. Özellikle sürpriz hediyelerin yeri ayrıdır. Hani durup dururken, nedensiz yere verilen, daha kıymetlidir bence. Yeri ayrıdır.
Geçenlerde, yani yakın zamanda, benim için gerçekten özel olan birinden bir hediye aldım. Klasik hediye standartlarında, jelatinli, kurdelalı... Hediyeyi açtığımda içinden bir defter çıktı. Defter dediğime bakmayın. O sıradan, bildiğimiz defterlerden değil yani. Kaliteli, günlük, ajanda karışımı hoş bir defter. Elime her alışımda, içimden bir şeyler yazmak geliyor. Bana ilham verdiğini fark ediyorum. Biraz da yazım güzel olsaydı, bu deftere yazmanın hazzı daha da artardı diye düşünüyorum.
Şuraya bağlamak istiyorum aslında; hediye deyip geçmemek lazım. Hediyelere sahip çıkmak, onları uzun süre saklamak, hatıra değerini kazandırmak lazım. Bunun yanında en önemlisi de hediyeyi veren kişiyi unutmamak, yeri geldiğinde hatırlamak, anmak lazım. Bol hediyeli günlere dostlar.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder