14 Eylül 2010 Salı

dünya ikincisiyiz...

Evet Dünya İkincisiyiz.
Her ne kadar birinci olamasak da ilk kez kazandığımız Dünya İkincisi sıfatı bizi biraz şımarttı galiba. Şımarmakta da haklıyız zaten. Çünkü biz ülke olarak böylesine önemli başarıları yavaş yavaş yakalamaya ve hissetmeye başladık. Bu noktada Galatasaray Futbol Takımına teşekkür etmek istiyorum. (Galatasaraylı olmasam da) Çünkü o takım bize imkansız olmadığını, Türk kimliğimizle dünyayı sallayabileceğimizi gösterdi. Ve arkası geldi. Elbette başarı kazanmak için mücadele etmek gerekiyor. Ama her şeyden önce inanmak gerekiyor. Kendine güvenmek, korkmamak... Tarih yazan bir milletin yeniden tarih sahnesine çıktığı son yıllarda, hepimiz özgüvenimizi güçlendirdik . Her şeyi yapabiliriz gibi geliyor. Asıl olan inanmak olduğuna ve bizde inanmaya başladığımıza göre, tarih yazmaya devam ediyoruz ve edeceğiz.
İnsanın destekleyeceği bir Milli Takımının olması gerçekten çok güzel. Bize bunu yaşatan herkese sonsuz taşakkürler. İyi ki varsın Milli Takım...

8 Eylül 2010 Çarşamba

yarın bayram, ne güzel...

Hoşgeldin Ya Şehr-i Ramazan derken, bir de bakmışız ki bitip gitmiş. Bizler bir ay boyunca oruç tutup, sonrasında bir bayramla ödüllendirilmenin huzur ve mutluluğunu yaşarken, bayrama ulaşmanın çok da kolay olmadığını, sabır gerektirdiğini, her Ramazandan sonra biraz daha pekiştirerek idrak ediyoruz.
Nerde O Eski Bayramlar? Sorusunu ben de kendi kendime, bayramdan bayrama sorarım. Bu bayramda aynı soruyu yine soracağım galiba. Çünkü bu bayram benim için de gerçekten çok farklı. Bayram sabahı yalnız uyanacağım mesela. Yetmez mi.
O eski bayramların tadını arıyorum elbette ama değişen bayramlar mı, yoksa insanın ta kendisi mi bilemiyorum. Belki de bayramlar hiç değişmiyor, biz değişiyoruz. Şartlar, fiziki, maddi, manevi durumumuz değişiyor. Çevremizdeki insanlar, dostlarımız, nefes aldığımız şehir, hayatımız değişiyor. Her şey değişiyor dostlar. Bayramlar değişmiş çok mu?
Hepinize bol şekerli bayramlar.

7 Eylül 2010 Salı

bu benim ağ günlüğüm (bloğum)...

Her ne kadar blog kelimesi Türkçe olmasa da artık hayatımıza girdi.
( araştırdım Türkçesi ; Ağ Günlüğüymüş). Dahası hayatımıza neler girmedi ki. Belki bu girenlerin en büyüğü ya da bizi en çok bağlayanı hiç şüphesiz Facebook. ( ona daha sonra değineceğim) Kullanmayanlar alınmasın lütfen. İnsan kendi iç dünyasını, kendi yaratılarını, hayallerini, düşüncelerini bazen birileriyle paylaşma ihtiyacı duyar ya, işte tam bu noktada bu bloğu oluşturdum. Asıl amacım paylaştıklarımın paylaştıktan sonra kaybolup gitmeden, bir kenarda durması, istediğimde ona ulaşabilmem. Bu kayıt için lafı fazla uzatmadan ;
Hoşgeldim, hayırlı olsun.